Yevmü l-Hasre: Felsefi Bir Anlam Arayışı
Yevmü l-Hasre, Arapça kökenli bir terim olup, “kayıp günü” veya “pişmanlık günü” olarak çevrilebilir. Bu terim, Kuran’da geçen ve kıyamet sonrası insanların sahip oldukları zamanın, bir zamanlar sahip oldukları nimetleri nasıl kaybettiklerine dair duyacakları pişmanlığı simgeler. Ancak bu kavram, yalnızca dini bir anlam taşımakla kalmaz, aynı zamanda felsefi bir derinliğe sahiptir. Ontolojik, epistemolojik ve etik açılardan bakıldığında, Yevmü l-Hasre, insanın varlık ve bilgiye dair sorularına yanıt aradığı bir zemin sunar.
Ontolojik Bir Perspektif: Varlık ve Zamanın Geçişi
Ontoloji, varlık bilimi, varlıkların ne olduğunu, nasıl var olduklarını ve varlıkla ilgili soruları derinlemesine inceleyen bir felsefi disiplindir. Yevmü l-Hasre kavramı ontolojik olarak, insanın zamanla ilişkisini sorgulayan bir yapıya sahiptir. Zaman, varlıkların geçici olduğu bir arka planda şekillenir. İnsan, hayatı boyunca elde ettiği fırsatları, sahip olduğu nimetleri ve potansiyelini nasıl değerlendirdiğini düşündüğünde, Yevmü l-Hasre bir anlam kazanır.
Yevmü l-Hasre’nin ontolojik boyutu, insanın varlıkla olan ilişkisini gözler önüne serer. İnsan, her anını değerlendirerek varlık kazanabilir mi, yoksa tüm bu zaman geçişine ve kayıplara karşı sadece bir izleyici olarak mı kalacaktır? İnsanın bu varlık dünyasında ne kadarını sahiplenebileceği, aslında tüm felsefi düşüncenin temel sorularından biridir.
Epistemolojik Perspektif: Bilgi ve Algı
Epistemoloji, bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve doğruluğunu sorgulayan felsefi bir alandır. Yevmü l-Hasre bağlamında, insanın bilgiye ve algıya dair ne kadarını doğru biçimde edindiği sorusu öne çıkar. İnsan, geçici hayatında doğruyu, güzeli ve iyi olanı ne kadar öğrenebilir ve fark edebilir?
Yevmü l-Hasre, bir insanın pişmanlık duyduğu anı simgelerken, bu kaybın arkasında epistemolojik bir eksiklik olabilir. İnsan, yalnızca dış dünyayı algılamakla kalmaz, aynı zamanda içsel dünyasına dair bir bilgi de edinir. Ancak bu bilgi, ne kadar gerçeğe yakın ve ne kadar tamdır? Gerçek, yalnızca gözlemlerle mi yoksa derin düşünceyle mi elde edilir? İnsanların hakikat arayışı, Yevmü l-Hasre’ye giden yolun en önemli taşıdır. Bu kaybı yaşarken, doğru bilgiye sahip olabilmenin insana ne kadar fayda sağlayacağı, epistemolojik sorulara bir kapı açar.
Etik Perspektif: İnsan ve Değerler
Etik, doğru ile yanlış arasında seçim yapmayı sağlayan ilkeleri inceleyen felsefi bir disiplindir. Yevmü l-Hasre, etik bir açıdan da derinlemesine sorgulanabilir. İnsan, yaşamı boyunca yaptığı seçimlerden pişman olabilir mi? Hayatında değer verdiği şeyler, onun nihai anlamını ve pişmanlığını oluşturabilir mi?
Yevmü l-Hasre’nin etik boyutu, insanın doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneğini, karar alma süreçlerini ve bu süreçlerin sonuçlarını içerir. Etik değerler, bireyin hayattaki tutumlarını, davranışlarını ve eylemlerini şekillendirir. İnsan, bir zamanlar doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi yanlış olarak mı görecek? Etik bir seçim yaparken, insanın nihayetinde kayıplarla karşı karşıya kalıp kalmayacağını, pişmanlık yaşayıp yaşamayacağını anlamaya çalışması, bu felsefi soruyu ortaya çıkarır.
Felsefi Sorgulamalar ve Derinleşen Düşünceler
Yevmü l-Hasre’nin hem ontolojik, epistemolojik hem de etik yönlerini tartıştıktan sonra, felsefi düşünceye dair derinlemesine sorular sorulabilir. Örneğin: Zaman, insanın elinden kayıp gitmeden önce değerini anlayabileceği bir kavram mıdır? Ya da insan, bilgiye sahip olsa da varoluşsal bir boşluğu aşabilir mi? Etik bir seçim yapmak, kaybı önler mi, yoksa her insanın hayatındaki kayıplar kaçınılmaz mıdır?
Yevmü l-Hasre’nin insana verdiği ders, hem dünya hem de ahiret için önemli bir uyarıdır: Zamanın değerini bilmek ve doğru olanı seçmek, yaşamın anlamını kavrayabilmenin temelidir. Bu bağlamda, insanın kendi yaşamını sorgulaması, hem bireysel hem de toplumsal olarak önemli bir sorumluluktur. Her birey, Yevmü l-Hasre’yi bir fırsat olarak görmeli ve hayatını anlamlı kılmaya çalışmalıdır.
Sonuç olarak, Yevmü l-Hasre, sadece bir kavram değil, aynı zamanda insanın varoluşsal bir yolculuğunun simgesidir. Bu yolculuk, hem bireysel hem de kolektif bir anlam arayışıdır. Yevmü l-Hasre, yalnızca pişmanlıkları değil, aynı zamanda insanın doğruyu bulma çabasını ve hayatını nasıl şekillendirdiğini de yansıtır. Bu bağlamda, her bir insanın hayatı üzerine düşünmesi, içsel bir keşfe çıkması ve zamanını nasıl kullanacağına dair sorular sorması gerekmektedir.
Hayatınızdaki kayıpları ve pişmanlıkları aşmak için zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kısaca anlamı… “Yevmü’d-din” tabiri, 12 âyette geçmiştir. Bu tabirdeki “din” kelimesi ceza anlamındadır. “Ceza” kelimesi iyi veya kötü yapılan bir işin tatlı veya acı karşılığını vermek, sevap ve ikap; “yevm” kelimesi ise âhiret günü demektir. 4 Eyl 2023 Din Günü (Yevmü’d-din) Ne Demek? “Yevmü’d-din” Kuran’da Geçiyor mu? İslam ve İhsan din-gunu-yevmud-din-n… İslam ve İhsan din-gunu-yevmud-din-n… Kısaca anlamı… “Yevmü’d-din” tabiri, 12 âyette geçmiştir.
Belgin!
Önerileriniz yazının renklerini ortaya çıkardı.
Kur’an-ı Kerim’de kıyâmet; yevmü’l-kıyâme ( kalkış, diriliş günü ), yevmü’l-fası (karar günü), yevmü’l-cem’ (toplanma günü), yevmü’l-hulud (sonsuzluk, sonsuzlaşma günü), yevmü’l-ba’s (diriliş günü), yevmü’l-haşre (pişmanlık günü), yevmü’t-tegabün (kusurların ortaya çıktığı gün), yevmü’l-âhir (son gün), yevmü’d-din (cezâ … Fuzûlî’nin Kıyâmeti Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi vedat_ali_tok_fuzulini…
Yiğitbey! Sevgili dostum, katkılarınız sayesinde yazı yalnızca daha okunabilir olmadı, aynı zamanda çok daha düşünsel bütünlük kazandı.
Kur’an’da kıyamet hakkında ğâşiye (mahlûkatı saran ve kuşatan), hâkka (mutlaka gerçekleşecek olan), kâri’a (dehşetiyle insanları çarpan), en-nebeü’l-azîm (büyük haber), saat, sâhha (kulakları sağır eden dehşetli ses), et-tâmmetü’l-kübrâ (her şeye baskın gelenbüyük felaket), vâkıa (kesin olarak gerçekleşecek olan) vb. …
Şirin!
Değerli dostum, yorumlarınız yazıya yön verdi, gelişim sürecini hızlandırdı ve çalışmayı daha nitelikli bir hale getirdi.