Siyasi Gücün Ayrıcalıklı Bir Grubun Ya Da Küçük Bir Azınlığın Elinde Toplandığı Yönetim Şekli Nedir?
Evet, şimdi derin bir nefes al, çünkü bugünkü yazımızda gerçekten önemli bir konuda konuşacağız: Siyasi gücün ayrıcalıklı bir grubun ya da küçük bir azınlığın elinde toplandığı yönetim şekli. Nedir bu, nasıl işler, hayatımıza nasıl dokunur? Bunu tam olarak anlayabilmek için hem biraz eğleneceğiz hem de azıcık felsefi takılacağız. Çünkü bu işler, bazen tüyler ürpertici, bazen de komik olabilir. Haydi başlayalım!
Hadi, Ne Olduğunu Bilelim: Olan Bitene Bir Bakalım
Bu tür bir yönetim şekline oligarkik yönetim denir. Evet, tam olarak öyle! Kafanızda hemen birkaç aristokrat tipi belirdi değil mi? Biraz ağır giyinmiş, biraz fazla gururlu bir bakışla “Halk! Yine siz mi?” diye bakabilecek tipler, oligarklar işte. Aslında bu tarz bir yönetim sistemi, gücün sınırlı bir grup insanın elinde olduğu bir durumu anlatıyor. Hani halk “bizim de söz hakkımız olsun” diye bağırsa da, bu “küçük grup” zaten her şeyi belirler. Yani tek bir kelimeyle, demokrasiden uzaklaşmış, ama kendini “demokratik” gösteren bir yapı.
Oligarşi, tıpkı hepimizin bir şekilde tanık olduğu bazen “hadi gel, bir de sana bir kahve ısmarlayayım, bence siyaseti anlaman çok zor” diyerek kendi kabuğuna çekilen tiplerin elinde olabilir. İster devlet yönetiminde, ister büyük şirketlerde, kısacası birinin kontrol ettiği her şeyde olabilir.
“Ya Ama Ben de İnsanım!” Demek
İzmir’de yaşayan bir genç olarak, bazen kendi dünyamıza dalıp politikayı veya toplumsal sorunları önemsememek kolay olabiliyor. Ama o kadar da kolay değil aslında. Hayatımıza dokunan her şeyin, bizim için kararlar veren küçük bir grubun elinde olması… Ah! Bir an kendimi, en iyi çikolata markasının sahibi olduğunu iddia eden, ama şekerli şeyler tüketmekten hiç hoşlanmayan bir oligark olarak hayal ettim. Bu arada, ben de çikolata severim ama bana ne? Mesele aslında bu: Bana ne?
Bunu biraz daha netleştirecek bir örnek vermek gerekirse, İzmir’deki bir kafede, mis gibi menemen yemeye gidiyorum. Yani sanki hayatımda çok önemli bir karar veriyormuşum gibi. Sonra, gelen garsona bakıyorum ve aklımdan şunu geçiriyorum: “Ya şu menemenin soğanlı ya da soğansız olduğuna karar veren, benden daha mı değerli?!” İşte bu, oligarkik düşüncenin içsel sesi olabilir! Çünkü toplumda menemenin geleceğini belirleyen bir küçük grup vardır, ama biz, sokaktaki her insandan menemenin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili bir karar bekleriz. Halbuki karar zaten başkalarının elindedir.
“Hadi Biraz da Cemaatten Bahsedelim”
Oligarşi kelimesinin içine kaynayarak, Türkiye’deki bazı toplumsal yapıları düşünün. “Bir gruptan seçilen birkaç kişi, toplumu nasıl yönlendiriyor?” Hemen karşınıza siyasi partilerdeki lider kadroları gelir, veya büyük holdinglerin başında oturan bir grup insan. Ama işin komik yanı şu ki, biz bu yapıyı aslında ne kadar da az sorguluyoruz. Bazen o kadar alışmışızdır ki, “Kimse bizim için karar versin, biz zaten dertliyiz!” diye düşünebiliriz.
Tabii, bu bağlamda, “bir grup insan neye göre karar veriyor?” sorusu da önemli. Belki bir gün öğle yemeğinde gittiğimiz mekanlarda kendimizi, politik çıkarlarını değil de doğru olanı gözeterek mi karar veriyorlar? Yoksa kendi çıkarlarını mı savunuyorlar? Düşünce biraz karmaşık ama bir o kadar da “Neyse, ben menemenimi yiyip gidiyorum” dercesine rahat bir şekilde ilerliyor.
“Küçük Bir Diyalog, Yavaşça Akıyoruz”
Tabii, işin içine biraz mizah katmak gerekirse, bir gün arkadaşım Burak’la bu konu üzerine sohbet ederken, gözümde oligarşi fikri canlandı:
Ben: “Burak, sence bu dünyada gerçekten her şeyi küçük bir grup mu yönetiyor?”
Burak: “Ya, tabii ki. Ben mesela her gün üstüme gelenleri kontrol eden, yediğim pizzayı kimseye anlatmayan bir liderim. Bugün seninle bu pizzanın geleceğini tartışmak için geldim!”
Ben: “Ama Burak, pizzanın geleceği benden çok, pizzacıda çalışan o ‘küçük grup’ tarafından belirleniyor. Hadi ya!”
Burada işin esprili yanı şu ki, bazen bizler, hayatın her alanında, kararların bizim dışımızdaki güçler tarafından alındığını fark etmeyebiliriz. Ama bir şekilde kendimizi bu durumu kabullenmiş şekilde buluruz.
Siyasi Gücün Ayrıcalıklı Bir Grubun Elinde Olmasının Sonuçları
Peki, o zaman bu tür bir yönetim şekli toplumda ne gibi sonuçlara yol açar? İlginçtir ki, bu tür sistemler bazen fark edilmeden bizi etkilemeye başlar. Öncelikle, eşitsizlik ortaya çıkar. Çünkü bir grup insan, diğerlerine göre daha fazla karar hakkına sahiptir. Bu durum, çoğu zaman zengin ve güçlü insanların daha da güçlenmesine, halkın ise bu güçten uzak kalmasına yol açar.
Yani hayatımızda ne kadar da “bizim” dediğimiz bir şey varsa, aslında “bizim” dediğimiz şeyin içindeki “biz” ne kadar küçük ve ayrıcalıklı bir gruptan oluşuyor, bir kez daha düşünmek gerekebilir. Hayat, bazen görünmeyen güçlerin parmaklarıyla şekillenir. Bir kahve dükkanında menemen sipariş ederken bile bu güçlerin etki alanını fark edemeyebiliriz, ama her birimiz için belirli kararlar verilmektedir.
Sonuç: Siyasi Gücün Ayrıcalıklı Bir Grubun Elinde Olmasının Sosyal Etkileri
Sonuç olarak, siyasi gücün ayrıcalıklı bir grubun ya da küçük bir azınlığın elinde toplandığı yönetim şekli sadece devletler veya büyük şirketlerle sınırlı değildir. Bazen en basit seçimlerde bile, güç belirli ellerde toplanmıştır. Hepimiz bu durumu fark etmesek de, hayatımızın küçük anlarında bile bu sistemin etkilerini hissediyoruz. Ancak unutmayın ki, bazen daha fazlasını sorgulamak ve “Bu karar bana ait mi?” diye düşünmek, bize daha fazla güç verebilir.
Yani, bir yandan “Bize ne?” diyebiliriz, ama diğer yandan da “Ya, aslında neden bu karar bizden çıkmıyor?” diye de düşünebiliriz. Çünkü hayat, bazen sorgulamakla daha iyi anlaşılır, değil mi?